Psikoloji 3 dk okuma Selin Arısoy
Yürümeyen İşi Bırakmayı Neden Bu Kadar Zor Buluruz
Harcanan emek geri gelmeyecekken bile devam etmeyi seçiyoruz. Batık maliyet tuzağı ve ondan çıkmanın pratik soruları.
Beğenmediğiniz bir filmi sonuna kadar izlediniz mi? Bileti alınmış, salona girilmiş, yarım saatte filmin kötü olduğu anlaşılmıştır. Yine de çoğu insan kalkıp çıkmaz. Gerekçe hep aynıdır: "Madem para verdik." Oysa verilen para, kalınsa da çıkılsa da geri gelmeyecektir. Kalmak, kötü filmin üstüne bir de iki saat eklemektir. Bu küçük sahne, insanların en pahalı zihinsel alışkanlıklarından birini gösterir: geçmişte harcanmış ve geri alınamayacak kaynakların, bugünkü kararı belirlemesi.
Neden bırakamıyoruz
Bunun temelinde kayba karşı duyulan orantısız hassasiyet yatar. İnsanlar, aynı büyüklükteki bir kazançtan aldıkları hazdan çok daha fazlasını bir kayıptan acı olarak hisseder. Yüz liralık beklenmedik bir kazanç keyif verir; yüz liralık bir kayıp ise günü boyunca zihinde döner. Bu asimetri, kaybı kesinleştirecek her hamleyi zorlaştırır.
Devam eden bir yatırımdan çekilmek, kaybı defter üzerinde kesinleştirmek demektir. Devam etmek ise kaybı belirsiz bırakır; belki iş düzelir, belki emek karşılığını verir. Zihin bu belirsizliği, kesin bir acıya tercih eder. Böylece kötüye giden bir işe daha çok kaynak aktarılır, yürümeyen bir ilişkiye daha çok yıl verilir, sevilmeyen bir bölüm bitirilmeye çalışılır.
Kimlik meselesi
Mesele yalnızca hesap değil. Uzun süre bir şeye emek veren insan, o şeyi kimliğinin parçası hâline getirir. Beş yıl bir mesleğe verilmişse, o meslekten çıkmak yalnızca bir işi bırakmak değil, kendini tanımlama biçimini değiştirmektir. Bu yüzden bırakma kararı sıklıkla "yanlış seçim yapmış olmayı kabul etme" gibi hissedilir ve savunmaya geçilir.
Buna bir de sosyal boyut eklenir. Çevre, süreklilik gösteren insanı istikrarlı, vazgeçeni ise kararsız sayma eğilimindedir. Oysa vazgeçmek ile yanlış yolda ısrar etmek arasındaki farkı dışarıdan görmek çoğu zaman imkânsızdır. Bu baskı, kişiyi kendi değerlendirmesine değil, başkalarının olası yorumuna göre karar vermeye iter.
Doğru soru hangisi
Bu tuzaktan çıkmanın en işlevsel yolu, soruyu değiştirmektir. "Buraya kadar ne verdim?" sorusu geçmişe bakar ve hiçbir işe yaramaz; harcanan zaman ve para her hâlükârda gitmiştir. Yerine konması gereken soru şudur: "Bugün sıfırdan başlıyor olsaydım, bildiklerimle bu işe girer miydim?"
Bu soru geçmişi hesaptan çıkarır ve kararı gelecekteki beklenen fayda üzerine kurar. Cevap "hayır" ise, devam etmenin tek gerekçesi geçmişteki yatırımdır ve bu gerekçe geçersizdir. Cevap "evet" ise, devam kararı bilinçli bir tercihtir; artık zorunluluk değildir ve kişi kendini mağdur hissetmez.
İkinci yararlı soru, bir dışarıdan bakış sorusudur: "Aynı durumda bir arkadaşım olsaydı ona ne derdim?" İnsanlar kendi meselelerinde geçmiş yatırıma takılırken, başkasının meselesinde şaşırtıcı ölçüde nettir. Bu asimetriyi kullanmak, gerçekçi bir bakış açısı için bedava bir araçtır.
Bırakmanın da bir maliyeti var
Elbette bunun tersi de bir hatadır. Her zorluk anında bırakan biri, hiçbir işte derinleşemez. Öğrenmenin doğasında ilerlemenin yavaşladığı, hatta durduğu dönemler vardır; bu dönemler kötü seçimin değil, sürecin normal parçasıdır. Bu yüzden ayırt edici ölçüt, zorluk değil yöndür.
Pratik bir ayrım şöyle kurulabilir. Eğer harcanan emek karşılığında beceri, bilgi ya da ilişki birikiyorsa ve sadece sonuç gecikmişse, devam etmenin makul bir gerekçesi vardır. Eğer aylar geçmesine rağmen hiçbir şey birikmiyor, aynı sorunlar aynı biçimde tekrarlıyorsa, ortada gecikme değil çıkmaz vardır.
Kararı kolaylaştırmanın en etkili yolu, ona baştan bir sınır koymaktır. Bir işe başlarken "şu tarihe kadar şu göstergeyi görmezsem yeniden değerlendireceğim" demek, gelecekteki duygusal baskıyı büyük ölçüde azaltır. Çünkü o gün geldiğinde karar vermek zorunda olmazsınız; sadece daha önce verdiğiniz kararı uygularsınız. Bu, henüz bağlanmamışken kurulan sağduyunun, bağlandıktan sonraki kendinize bıraktığı bir nottur.
Son bir hatırlatma: bırakılan bir şey her zaman kayıp değildir. Bir işten çekilen kişi, o işe ayıracağı zamanı serbest bırakmış olur. Bu serbest zamanın değeri hesaba katılmadığında her bırakma kayıp gibi görünür. Oysa asıl pahalı olan, gitmeyecek bir yolda geçirilen ve bir daha geri gelmeyecek olan aylardır.