İçeriğe geç
Artvin Duyuru

Gündelik ayrıntılar, yıldızlara neşeli bakış

Psikoloji 4 dk okuma Mert Özden

Çok Seçenek Neden Karar Vermeyi Zorlaştırır?

Seçenek sayısı arttıkça karar vermek kolaylaşmaz, tam tersine zorlaşır. Karşılaştırma yükü, vazgeçilenlerin ağırlığı ve seçenekleri bilinçli olarak daraltmanın yolları.

Seçenek sayısının artması, sezgisel olarak iyi bir şey gibi görünür. Daha fazla alternatif, daha isabetli bir tercih yapma ihtimali anlamına gelmelidir. Oysa günlük deneyim çoğu zaman bunun tersini gösterir. Karşınızda üç ürün varken hızlıca karar verirken, aynı kategoride kırk ürünle karşılaştığınızda seçim yapmak zorlaşır, gecikir ve bazen hiç yapılamaz. Bu tuhaf durum, seçeneklerin kalitesiyle değil doğrudan sayısıyla ilgilidir.

Karşılaştırmanın maliyeti

Bir seçim yaparken zihin, alternatifleri birbirine göre değerlendirir. İki seçenek arasında tek bir karşılaştırma yapılır. Seçenek sayısı arttıkça yapılması gereken karşılaştırma sayısı çok daha hızlı büyür. On seçenek, on karşılaştırma değil onlarca karşılaştırma demektir. Zihin bu yükü kaldıramadığı için kestirmelere başvurur, ama kestirmeler de bir güvensizlik hissi bırakır. Karar verilir, fakat kararın arkasında durma hissi zayıf kalır.

Ölçüt kalabalığı

Seçenek sayısı arttıkça her seçeneğin farklı bir açıdan üstün olduğu bir tablo ortaya çıkar. Biri daha ucuzdur, diğeri daha dayanıklı, üçüncüsü daha hızlı teslim edilir. Bu durumda karar tek bir ölçüte indirgenemez ve zihin sürekli ölçüt değiştirmek zorunda kalır. Az seçenekli durumlarda bu sorun yaşanmaz çünkü genellikle bir seçenek birkaç açıdan birden öne çıkar ve tercih kendiliğinden belirginleşir.

Vazgeçilenlerin ağırlığı

Seçim yapmak, aynı zamanda diğer bütün seçeneklerden vazgeçmek demektir. Üç seçenekten birini alan kişi iki şeyden vazgeçer; kırk seçenekten birini alan kişi otuz dokuz şeyden. Bu vazgeçişlerin her biri, seçilen şeyin sahip olmadığı bir özelliği hatırlatır. Sonuç, seçim yapıldıktan sonra bile devam eden bir eksiklik duygusudur. İnsan aldığı şeyden değil, almadıklarının toplamından rahatsız olur.

Beklentinin yükselmesi

Geniş bir seçenek kümesi, içinde kusursuz bir alternatifin bulunduğu inancını besler. Bu kadar çok seçenek varsa, aralarında tam olarak istediğim şey de vardır düşüncesi doğar. Beklenti yükseldikçe, gerçekte seçilen şeyin bu beklentiyi karşılaması zorlaşır. Az seçenekli bir durumda ise makul bir tercih yapmış olmak yeterli hisseder; kimse üç seçenekten mükemmelini bulmayı beklemez.

Sorumluluğun kişiselleşmesi

Seçenek azken yapılan hatalı bir tercih, koşullara yüklenebilir. Elde başka bir şey yoktu denebilir. Seçenek çoksa bu mazeret ortadan kalkar. Yanlış tercihin sorumluluğu tamamen seçen kişiye kalır. Bu his, seçim öncesinde de kendini gösterir ve kararı erteletir. Karar verilmediği sürece hata yapılmış da olmaz; erteleme, kısa vadede rahatlatıcı görünen ama biriken bir savunma biçimidir.

En iyiyi arayanlar ve yeterliyi arayanlar

İnsanların karar verme yaklaşımı kabaca ikiye ayrılır. Bir grup, mevcut bütün seçenekleri gözden geçirip en iyisini bulmaya çalışır. Diğer grup, önceden belirlediği asgari ölçütleri karşılayan ilk seçeneği alır ve devam eder. Seçenek sayısı arttıkça birinci gruptakiler ciddi biçimde zorlanır, çünkü hedefleri tanım gereği ulaşılamaz hale gelir. İkinci grup ise seçenek sayısından neredeyse hiç etkilenmez; ölçütleri sabittir ve listenin uzunluğu bunu değiştirmez.

Seçenekleri azaltmanın pratik yolları

  • Karara başlamadan önce iki veya üç ölçüt belirleyip yazmak, sonra bunları değiştirmemek.
  • Ölçütleri karşılamayan seçenekleri tek tek incelemeden elemek.
  • Kalan listeyi bilinçli olarak beş seçeneğe indirmek ve ancak bu beş üzerinde ayrıntılı düşünmek.
  • Karara bir süre sınırı koymak; süre dolunca elde en iyi görünen seçeneği almak.
  • Küçük ve geri döndürülebilir kararlarda karşılaştırmayı tamamen bırakmak.

Kararın geri döndürülebilir olup olmadığını ayırt etmek, seçenek fazlalığıyla baş etmenin en etkili yollarından biridir. Değiştirilebilecek bir tercih için uzun uzun araştırma yapmak, harcanan zamanın karşılığını hiçbir zaman vermez. Buna karşılık yıllarca yaşanacak bir kararda seçenekleri daraltmak için ayrılan süre yerinde bir yatırımdır. Sorun, çoğu insanın bu iki durumu birbirinden ayırmadan aynı özenle davranmasıdır.

Seçim sonrasını yönetmek

Karar verildikten sonra alternatifleri tekrar tekrar gözden geçirmek, seçim öncesindeki zorlanmayı sürekli hale getirir. Alınan ürünün rakiplerine bakmayı sürdürmek, okunmayan yorumlara dönmek ya da başka bir seçeneğin fiyatını takip etmek bu döngüyü besler. Kararı kapatmak, kararı vermek kadar önemli bir adımdır ve çoğu zaman bilinçli bir tercih gerektirir.

Seçenek fazlalığının yarattığı kararsızlık bir karakter zayıflığı değildir; sınırlı bir dikkat kapasitesinin doğal sonucudur. Çözüm daha çok düşünmek değil, düşünülecek alanı bilinçli olarak daraltmaktır. Ölçütlerini önceden belirleyen ve listeyi kısaltmayı öğrenen kişi, aynı sayıda seçenek karşısında çok daha az yorulur ve verdiği karardan çok daha memnun kalır.